top of page

Düğme

7 Haz
2 dakikada okunur

Dün akşam biraz canım sıkılmıştı. Nefes almak için kendimi sokağa attım. Bir süre amaçsızca yürüdükten sonra iki çocuğun kavga ettiğini gördüm. Doğal olarak onları ayırmam gerekti. Oraya doğru giderken uzun zaman önce şahit olduğum bir anı aklıma geldi.

Onlu yaşlardaydım. Öğle yemeği için eve gitmemize çok az kalmıştı. Mahallenin abisi sayılabilecek yaşlarda birinin belli ki canı sıkılmıştı. Ortada hiçbir sebep yokken, kavga etmeye hiç niyeti olmayan iki akranımın arasını açmaya çalışıyordu. Nitekim başarılı da oldu.

Ayhan hemen gaza gelen bir yapıya sahipti. Kavga etmeyi severdi. Zülfikar ise tam tersiydi; sakin, kendi halinde bir çocuktu. Onunla pek arkadaş sayılmazdım. Tabiatlarımız farklıydı diyelim.

Derken kavga başladı. Mahallenin abisi yine de insaflıydı. Çok zarar görmesinler diye onları kumluğa çekmişti. İlginç bir şekilde birkaç dakika içinde o küçük alan çocuklarla doldu. Kimisi kavgayı izliyor, kimisi de fırsattan istifade rastgele yerdekilerden birine vuruyordu. Kavga büyüdükçe etraftaki gürültü de artıyordu. Bir süre sonra ayrılmalarının zamanı geldi. Kavga biter gibi oldu. Tam o sırada Zülfikar ağlamaya başladı.

“Düğmem yok,” dedi.

Gömleği biraz yırtılmış, düğmelerinden biri kopup kaybolmuştu. Ağlaması ve gözyaşları, diğer çocukların gülmesine sebep oldu. Bir yandan da annelerin sesleri yükselmeye başlamıştı. Çocuklar birer birer eve, öğle yemeğine çağrılıyordu. Ben ise gitmek istemiyordum. Alan boşaldıkça Zülfikar ağlamaya devam ederek düğmesini daha dikkatli aramaya başladı. Eğiliyor, kumları eliyle eşeliyor, sonra başka bir yere geçip tekrar bakıyordu. Ama bulamıyordu. Bir süre sonra sadece ikimiz kalmıştık. Ben de aramaya karar verip yanına gittim. Ona bir şey söyledim mi, bir soru sordum mu hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, ağlayarak söylediği şu cümle:

“Annem dikmişti.”

Ben de çocuk aklımla:

“Ağlama, bir daha diker,” dedim.

Ancak annesinin gözlerinin tutulduğundan haberim yoktu. Bir süre daha aradık. Kumların arasında küçük bir düğmeyi bulmak zaten zordu. Bulamayınca içimden, keşke şu an gökten düğme yağsa diye geçirdim. Havanın o an nasıl olduğunu hatırlamıyorum. Bulutlu muydu, açık mıydı, anımsamıyorum. Ama yağmur yağmaya başlamıştı. Ben ise saf bir hayal kırıklığıyla:

“Yağmur değil, düğme istemiştim,” diye düşündüm.

O zaman anlayamamıştım. Zülfikar düğmesi kaybolduğu için ağlamıyordu. Annesinin gözü görmediği ve o düğmeyi yeniden dikemeyeceği için ağlıyordu.

O gün gökten düğme yağmasını istemiştim. Şimdi düşünüyorum da keşke annesinin gözlerine ışık yağmasını isteseymişim. Belki yine yağmur yağardı. Ben de uzun yıllar boyunca onu ışık sanırdım.

 
 
 

Yorumlar


All rights reserved.

Tural's Stories, by REDSTUDIO. ©2023

bottom of page